1. Haberler
  2. Kadınca
  3. Cinsel Tiksinti Bozukluğu Nedir?

Cinsel Tiksinti Bozukluğu Nedir?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Cinsel Tiksinti Bozukluğu Nedir? Bu Gizli Kabustan Kurtulmak Gerçekten Mümkün mü?

İlişkilerin arkasındaki görünmez duvar olan cinsel tiksinti bozukluğu, çiftlerin hayatını sessizce kabusa çeviren, cinsel temastan aşırı korkma, kaçınma ve tiksinme hissiyle karakterize, profesyonel destekle tamamen aşılabilen psikolojik bir sağlık sorunudur.

Cinsel sağlık, insan yaşamının en temel ama bir o kadar da göz ardı edilen alanlarından biridir. Çoğu zaman kulaktan dolma bilgilerle veya “zamanla düzelir” mantığıyla geçiştirilen sorunlar, zamanla aşılması imkansız devasa surlara dönüşebilir. İşte bu surların en kalın ve en yıkıcı olanlarından biri, tıp literatüründe cinsel tiksinti bozukluğu olarak adlandırılan durumdur. Peki, binlerce insanın adını bile koyamadığı ama her gün ruhunda hissettiği bu ağır yük tam olarak nedir? Bu yazıda, konunun tüm tıbbi, psikolojik ve sosyal boyutlarını masaya yatırıyoruz.

Cinsel Tiksinti Bozukluğu Nedir?
Cinsel Tiksinti Bozukluğu Nedir?

Cinsel Tiksinti Bozukluğu Nedir? Görünmez Duvarları Tanımak

Cinsel tiksinti bozukluğu, bireyin cinsel organlar, cinsel sıvılar veya doğrudan cinsel birleşme fikri de dahil olmak üzere, cinsel yakınlaşmanın neredeyse her türlüsüne karşı aşırı derecede kaygı, korku, tiksinme ve nefret hissetmesi durumudur. Bu sadece basit bir “canım istemiyor” durumu değildir. Burada söz konusu olan, vücudun tehlike anında verdiği “savaş ya da kaç” tepkisinin, partnerle yaşanan en ufak bir yakınlaşma anında bile tetiklenmesidir. Birçok insan bu durumu yaşarken kendini suçlar, partnerine karşı yetersiz olduğunu düşünür ve derin bir yalnızlığa gömülür.

Tanım ve Klinik Çerçeve

İşin aslı, bu bozukluk sadece zihinsel bir reddedişten ibaret değildir. Klinik ortamda incelendiğinde, kişinin cinsel bir uyaranla karşılaştığında kalp atışlarının hızlandığı, soluk alıp vermesinin düzensizleştiği ve hatta midesinin bulandığı gözlemlenir. Bu reaksiyonlar, beynin en ilkel savunma mekanizmalarının devreye girmesiyle oluşur. Kişi, rasyonel olarak partnerini sevdiğini ve onunla yakınlaşmak istediğini söylese bile, bilinçaltı düzeyde cinsel eylemi büyük bir tehdit olarak algılar. Dolayısıyla vücut, kendini korumak adına yoğun bir tiksinti hissi üretir.

Tiksinme ile İsteksizlik Arasındaki İnce Çizgi

Pek çok insan bu iki kavramı birbirine karıştırır ve bu da yanlış teşhis ile yanlış tedavi süreçlerine yol açar. Cinsel isteksizlikte (HSDD), kişi cinsel eyleme karşı nötr veya ilgisizdir. “Olsa da olur, olmasa da olur” diye düşünür, aktif bir arayışı yoktur ama partneri başlattığında genellikle rahatsız olmadan sürece katılabilir. Oysa cinsel tiksinti bozukluğunda durum tamamen farklıdır. Burada aktif bir kaçınma, yoğun bir korku ve panik hali mevcuttur. Partnerin dokunma girişimi bile kişide bir elektrik şokuna maruz kalmış gibi irkilme yaratabilir.

DSM-5 Tanı Kriterleri ve Değişim

Amerikan Psikiyatri Birliği’nin tanı ölçütleri kitabı olan DSM’nin eski versiyonlarında bu durum ayrı bir başlık altında incelenirken, DSM-5 ile birlikte “başka türlü sınıflandırılamayan cinsel işlev bozuklukları” veya “özgül fobiler” şemsiyesi altında değerlendirilmeye başlanmıştır. Bu durum aslında hastalığın fobi benzeri yapısını doğrular niteliktedir. Yani bir insanın yılandan, yükseklikten veya karanlıktan duyduğu o kontrol edilemez fobi neyse, cinsel tiksinti yaşayan birinin cinselliğe karşı hissettiği korku ve tiksinti de tam olarak odur.

Belirtileri Nelerdir? Vücudunuzun Verdiği Sessiz Alarmlar

Vücudumuz, zihnimizin kabul etmekte zorlandığı gerçekleri fiziksel semptomlarla dışa vurmakta ustadır. Cinsel tiksinti bozukluğu yaşayan bireyler de genellikle bu belirtileri çok net bir şekilde deneyimlerler ancak bunları anlamlandırmakta zorlanabilirler. Belirtiler hafif bir rahatsızlık hissinden, panik atak krizlerine kadar geniş bir yelpazede kendini gösterebilir.

A close-up dramatic shot of hands trying to touch but pulling away, depicting fear of intimacy, warm but tense color grading.

Fiziksel Tepkiler: Kalp Çarpıntısı ve Mide Bulantısı

Partneriniz size yaklaştığında veya cinsel bir konu açıldığında midenizin kasıldığını, boğazınızın düğümlendiğini hissettiğiniz oldu mu? Bu durum, cinsel tiksinti bozukluğunun en tipik fiziksel dışavurumudur. Vücut, tehdit algıladığı anda adrenalin salgılar. Bunun sonucunda kan basıncı yükselir, soğuk terlemeler başlar ve bazı vakalarda ciddi boyutta kusma refleksleri görülebilir. Bu fiziksel reaksiyonlar, kişinin kontrolü dışında geliştiği için hastalar kendilerini çaresiz hissederler.

Psikolojik Kaçış Mekanizmaları ve Bahane Üretme

Bu bozukluğa sahip bireyler, cinsel yakınlaşma olasılığı bulunan her türlü durumdan kaçınmak için inanılmaz bir yaratıcılık sergilerler. “Bugün çok başım ağrıyor”, “İş yerinde çok yoruldum”, “Çocuklar uyanacak” gibi klasik bahanelerin ötesine geçerek, partnerleriyle aynı saatte yatağa girmemek için uyku saatlerini bilinçli olarak değiştirebilirler. Sürekli temizlik yapmak, işe aşırı gömülmek veya erken uyuma taklidi yapmak en sık başvurulan psikolojik savunma kalıpları arasındadır.

Dokunulma Korkusu ve Bedensel Kasılmalar

Sadece cinsel organların teması değil, sıradan bir sarılma, öpüşme veya el ele tutuşma bile bu bireylerde “arkasından cinsel bir şey gelecek” korkusuyla reddedilebilir. Dokunulma anında vücudun kaskatı kesilmesi, nefesin tutulması ve partneri hafifçe de olsa geri itme eğilimi, cinsel tiksinti bozukluğunun en somut göstergelerindendir. Bu durum, partner tarafından “sevilmiyorum” veya “istenmiyorum” şeklinde yorumlandığı için ilişkilerde telafisi zor yaralar açar.

Neden Olur? Bu Noktaya Nasıl Gelindi?

Hiçbir psikolojik sorun durup dururken, gökten zembille inmiş gibi hayatımıza girmez. Cinsel tiksinti bozukluğunun arkasında da genellikle geçmişin karanlık dehlizlerinden gelen, üzeri örtülmüş yaşanmışlıklar bulunur. Bu nedenleri anlamak, iyileşme yolculuğunun en can alıcı adımıdır.

Çocukluk Dönemi Travmaları ve İstismar

Ne yazık ki bu bozukluğun en sık rastlanan kök nedenlerinden biri, çocukluk veya ergenlik döneminde yaşanan cinsel istismar, taciz veya sınır ihlalleridir. Henüz cinselliği ve kendi bedenini tanımayan bir çocuğun sınırlarının hoyratça ihlal edilmesi, beynin cinselliği doğrudan “tehlike”, “kirli” ve “zararlı” bir eylem olarak kodlamasına neden olur. Yetişkinlikte ne kadar sağlıklı bir ilişki kurulursa kurulsun, o çocukluk travması yüzeye çıkarak bedeni kilitler.

Katı Dini veya Ahlaki Öğretiler

Büyürken maruz kalınan toplumsal baskılar, aile içi aşırı muhafazakar söylemler ve cinselliğin sürekli bir “günah”, “ayp”, “pislik” veya “kadının katlanması gereken bir görev” olarak lanse edilmesi, zihinde derin izler bırakır. Özellikle genç kızlara aşılanan “bekaret namustur ve cinsellik tehlikelidir” algısı, evlilik bağı kurulduktan sonra bile bir gecede silinip gitmez. Zihin, nikah cüzdanını gördüğü an cinsel tabuları yıkamaz ve tiksinti mekanizmasını çalıştırmaya devam eder.

İlk Gece Korkusu ve Kötü Deneyimler

Cinsel hayatın başlangıcında yaşanan travmatik deneyimler de bu bozukluğu tetikleyebilir. Özellikle acılı, zorlamayla gerçekleşen, partnerin anlayışsız davrandığı ilk cinsel ilişkiler veya başarısızlıkla sonuçlanan ilk deneyimler, kişide “cinsellik eşittir acı ve utanç” denklemini kurar. Bir kez bu denklem kurulduğunda, zihin her yeni denemeyi bir önceki acının tekrarı olarak görür ve savunma kalkanlarını sonuna kadar açar.

Cinsel Tiksinti Bozukluğu ve Diğer Sorunların Karşılaştırması

Bu rahatsızlığın doğru teşhis edilmesi, doğru tedavi protokolünün uygulanması için hayati önem taşır. Çoğu zaman vajinismus veya cinsel isteksizlikle karıştırılan bu durumun temel farklarını aşağıdaki tablodan inceleyebilirsiniz.

ÖzellikCinsel Tiksinti BozukluğuVajinismusCinsel İsteksizlik (HSDD)
Temel DuyguYoğun korku, tiksinme, panikİlişkiye girememe korkusu, acı endişesiİlgisizlik, motivasyon kaybı, nötrlük
Fiziksel TepkiMide bulantısı, kusma, tüm vücutta kasılmaVajinal kasların istemsiz kasılmasıFiziksel tepki yok veya çok zayıf
Kaçınma DavranışıTemasın her türlüsünden aktif kaçınmaSadece penetrasyondan (birleşmeden) kaçınmaAktif kaçınma nadirdir, uyum sağlanabilir
Tedavi YaklaşımıBDT, EMDR, Sistemik DuyarsızlaştırmaPelvik taban terapisi, parmak egzersizleriHormonal tedavi, ilişki terapisi, dinamik terapi

Vajinismus ve Tiksinti Ayrımı

Vajinismusta kadın cinsel ilişkiye girmeyi çok isteyebilir, partnerini arzulayabilir ancak birleşme anı geldiğinde vajina kasları istemsizce kasılarak geçişe izin vermez. Cinsel tiksinti bozukluğunda ise sorun sadece vajina kaslarında değil, kişinin tüm zihninde ve bedenindedir. Tiksinti yaşayan bir kişi, partnerinin kendisine dokunması fikrinden bile iğrenebilir veya korkabilir. Yani vajinismus daha çok lokal ve fiziksel bir kilitlenmeyken, tiksinti genel bir ruhsal ve bedensel reddediştir.

Cinsel İsteksizlik (HSDD) ile Farkları

Cinsel isteksizlik yaşayan bir insan, partnerine sarılmaktan, onunla uyumaktan veya öpüşmekten keyif alabilir. Sadece iş cinsel birleşmeye geldiğinde canı istemez, bunu bir yükümlülük gibi görebilir ama iğrenme veya panik hissi yaşamaz. Oysa cinsel tiksinti bozukluğunda, partnerin cinsel çağrışım yapan en ufak bir hareketi bile kişide savunma mekanizmalarını tetikler. Kişi kendini güvende hissetmez ve yoğun bir huzursuzluk içinde kıvranır.

Psikolojik Kökenler: Zihnin Kurduğu Savunma Barikatları

Cinsel tiksinti bozukluğu, aslında zihnimizin bizi korumak için geliştirdiği aşırı korumacı bir güvenlik sistemidir. Tıpkı bozuk bir yangın alarmının, evde sadece yemek pişerken çıkan hafif dumanı büyük bir yangın sanıp tüm binayı ıslatması gibi; zihnimiz de sağlıklı bir cinsel yakınlaşmayı büyük bir tehdit olarak algılar ve alarmı çalar.

Beden Algısı ve Özgüven Eksikliği

Kendi bedeninden memnun olmayan, vücudunu “çirkin”, “kusurlu” veya “kirli” bulan bireylerde cinsel tiksinti gelişme riski daha yüksektir. Kişi, partnerinin kendi bedenini görmesinden, dokunmasından veya koklamasından derin bir utanç duyar. Bu utanç zamanla öylesine büyür ki, kişi bu durumla yüzleşmemek için cinselliğin kendisine karşı bir tiksinti geliştirir. “Ben zaten beğenilecek biri değilim, cinsellik de iğrenç bir şey” düşüncesi, zihnin geliştirdiği rasyonalize etme çabasıdır.

Partnerle Yaşanan Kronik Çatışmalar

Bazen de sorun tamamen ilişkinin dinamiğinde yatar. Partnerine karşı birikmiş öfkesi, kırgınlığı veya güvensizliği olan kişiler, bu duygusal mesafeyi cinsel düzeyde yansıtabilirler. Güven hissinin olmadığı bir ilişkide, cinsellik bir teslimiyet ve savunmasızlık anı olduğu için tehlikeli görünür. Kişi farkında olmadan partnerine olan kızgınlığını cinsellikten tiksinerek ve onu cezalandırarak gösteriyor olabilir. Tabii bu durum genellikle bilinçdışı süreçlerde gerçekleşir.

Temizlik ve Hijyen Takıntıları (OKB)

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ile cinsel tiksinti bozukluğu arasında çok güçlü bir bağ vardır. Özellikle temizlik, bulaşma ve hijyen takıntıları olan bireyler için cinsel sıvılar (meni, vajinal akıntılar), ter ve vücut kokuları tam anlamıyla birer kabustur. Bu sıvılarla temas etme fikri bile kişide yoğun bir kirlenme hissi yaratır. İlişki sonrasında saatlerce yıkanma ihtiyacı hisseden, yatak çarşaflarının kirlenmesinden aşırı endişe duyan kişilerde, bu takıntılar zamanla cinsel tiksintiye evrilir.

Tedavi Yöntemleri: Bu Kısırdöngü Nasıl Kırılır?

Eğer bu durumdan muzdaripseniz, bilmeniz gereken en önemli şey yalnız olmadığınız ve bu durumun tamamen tedavi edilebilir bir rahatsızlık olduğudur. Cinsel tiksinti bozukluğu, kendi kendine geçmesini bekleyerek veya kendinizi zorlayarak aşabileceğiniz bir şey değildir. Aksine, kendinizi zorlamak travmayı derinleştirebilir. İşte modern tıbbın ve psikolojinin sunduğu en etkili tedavi yöntemleri:

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Yaklaşımı

BDT, cinsel tiksinti bozukluğunun tedavisinde altın standart olarak kabul edilir. Bu terapide, kişinin cinselliğe, kendi bedenine ve partnerine karşı geliştirdiği olumsuz, çarpıtılmış düşünce kalıpları (örneğin: “Cinsellik kirlidir”, “Zarar göreceğim”, “Partnerim benden faydalanıyor”) tespit edilir. Ardından, bu düşüncelerin yerine daha gerçekçi, sağlıklı ve yapıcı düşünceler yerleştirilir. Kişinin zihnindeki o hatalı yangın alarmı yeniden kalibre edilir.

Cinsel Terapi ve Kademeli Duyarsızlaştırma

Cinsel terapist eşliğinde yürütülen bu süreçte, çiftlere evde uygulayacakları kademeli egzersizler verilir. Tedavi kesinlikle doğrudan cinsel birleşme ile başlamaz. İlk adımlar sadece el ele tutuşmak, göz teması kurmak ve cinsellik beklentisi olmadan birbirine dokunmaktan ibarettir. Kişi, dokunulmanın ve dokunmanın güvenli bir şey olduğunu, arkasından korkutucu bir eylemin gelmeyeceğini yaşayarak öğrenir. Bu süreçte partnerin sabrı ve iş birliği hayati önem taşır.

EMDR Terapisi ile Travmaların Çözülmesi

Eğer tiksintinin altında geçmişte yaşanmış bir taciz, tecavüz, kürtaj travması veya kötü bir ilk gece deneyimi yatıyorsa, EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) terapisi mucizevi sonuçlar verebilir. EMDR sayesinde, beynin sağ lobunda sıkışıp kalmış ve hala aktif olan o eski travmatik anı ağları işlenerek sağlıklı bir şekilde depolanır. Böylece geçmişteki o kötü anı, bugünün cinsel yaşamını sabote etmeyi bırakır.

Partnerlere Tavsiyeler: Bu Süreçte Nasıl Davranmalısınız?

Cinsel tiksinti bozukluğu sadece yaşayan kişiyi değil, partneri de derinden sarsan bir durumdur. Partner genellikle kendini reddedilmiş, yetersiz, çirkin ve sevilmeyen biri olarak hisseder. Ancak unutulmamalıdır ki, bu durumun sizinle, çekiciliğinizle veya partnerinizin size olan sevgisiyle bir ilgisi yoktur. Bu, partnerinizin ruhunda taşıdığı bir yaranın bedensel yansımasıdır.

Baskı Yapmadan İletişim Kurma Sanatı

Partnerinize “Neden böyle yapıyorsun?”, “Beni sevmiyor musun?”, “Ne zaman düzeleceksin?” gibi suçlayıcı veya baskıcı sorular sormaktan kesinlikle kaçının. Bu tarz yaklaşımlar onun suçluluk duygusunu artırır ve savunma duvarlarını daha da kalınlaştırır. Bunun yerine, “Seni anlıyorum, bu zor süreci birlikte aşacağız, ben senin yanındayım ve sana baskı yapmayacağım” mesajını vermek, iyileşmenin kapısını aralayan en büyük anahtardır.

Teması Adım Adım Yeniden İnşa Etmek

Cinsellik içermeyen fiziksel temasları artırın. Birlikte film izlerken saçını okşamak, yürürken elini tutmak, sarılmak ama bu temasların sonunu asla cinsel birleşmeye götürmemek çok önemlidir. Partneriniz, sizinle fiziksel yakınlık kurduğunda her seferinde işin cinsel ilişkiye varacağı korkusundan kurtulmalıdır. Güvenli alan oluşturuldukça, tiksinti hissi yerini yavaş yavaş gevşemeye bırakacaktır.

Sabır ve Şefkatin İyileştirici Gücü

İyileşme süreci doğrusal bir grafik izlemez. Bazı haftalar çok iyi giderken, bazı haftalar tekrar başa dönmüş gibi hissedebilirsiniz. Bu durumlarda sabrınızı yitirmemek, partnerinize şefkatle yaklaşmak gerekir. Unutmayın ki o da bu durumdan kurtulmayı en az sizin kadar istiyor. Tedavi sürecinde profesyonel bir uzmandan destek almak, her iki tarafın da yıpranmasını önleyecektir.

Cinsel Tiksinti Bozukluğu Nedir?

Sık Yapılan Hatalar: Tedaviyi Çıkmaza Sokan Tutumlar

Cinsel tiksinti bozukluğuyla mücadele ederken, bazen iyi niyetle yapılan ama işleri daha da kötüleştiren hatalar vardır. Bu hatalardan kaçınmak, tedavi sürecinin hızlanması ve ilişkinin korunması açısından kritik öneme sahiptir.

“Zamanla Geçer” Diyerek Ertelemek

En büyük hatalardan biri, sorunu görmezden gelmektir. “Evliliğin ilk yılları zor olur”, “Çocuk olunca düzelir”, “Biraz tatile çıksak geçer” gibi avunmalar sadece zaman kaybettirir. Cinsel tiksinti bozukluğu, kronikleşme eğiliminde olan bir rahatsızlıktır. Zaman geçtikçe kaçınma davranışları kemikleşir ve çiftler arasındaki duygusal bağ da kopma noktasına gelir. Ne kadar erken aksiyon alınırsa, iyileşme o kadar kolay olur.

Alkol veya Madde Kullanımına Sığınmak

Bazı bireyler, cinsel yakınlaşma anındaki o yoğun kaygı ve tiksinti hissini bastırmak için alkol veya sakinleştirici ilaçlar kullanma yoluna giderler. Bu son derece tehlikeli bir yöntemdir. Alkol veya madde, anlık olarak kaygıyı azaltsa da sorunun kökenini çözmez. Aksine, kişide “Ben ancak alkol alırsam bunu yapabilirim” bağımlılığı geliştirir ve cinsel işlevleri daha da bozar. Sorunla ayık kafayla ve yüzleşerek mücadele edilmelidir.

Kendini Suçlamak ve Yetersizlik Hissi

Hem yaşayan kişinin hem de partnerinin kendini suçlaması süreci baltalar. “Ben eksik biriyim”, “Normal bir insan olamadım” ya da partnerin “Ben onu mutlu edemiyorum” diye düşünmesi sadece depresyonu tetikler. Bu durum tıpkı astım, şeker hastalığı veya migren gibi tıbbi/psikolojik bir rahatsızlıktır. Kimsenin suçu değildir ve suçlu aramak yerine çözüme odaklanmak gerekir.

Gelecek Öngörüleri ve İyileşme Süreci

Tıp ve psikoloji dünyası her geçen gün yeni tedavi yöntemleriyle gelişiyor. Cinsel tiksinti bozukluğunun tedavisinde de artık çok daha hızlı ve kalıcı sonuçlar alınabiliyor. Gelecekte, sanal gerçeklik (VR) teknolojileriyle entegre edilmiş maruz bırakma terapileri ve nörofeedback gibi yöntemlerin bu alanda çığır açması bekleniyor.

Yeni Nesil Bütüncül Tedavi Modelleri

Günümüzde artık sadece zihne veya sadece bedene odaklanan tedaviler yerini bütüncül (bütünsel) yaklaşımlara bırakıyor. Kişinin beslenmesinden uyku düzenine, hormonal dengesinden geçmiş travmalarına kadar her şeyin bir bütün olarak ele alındığı bu yeni nesil tedaviler, başarı oranını %90’ların üzerine çıkarmış durumda. Önemli olan, size en uygun tedavi protokolünü belirleyecek doğru uzmanla yola çıkmaktır.

İyileşenlerin Deneyimlerinden Notlar

Bu zorlu süreci atlatıp sağlıklı bir cinsel yaşama kavuşan binlerce çift var. Onların ortak tavsiyesi: “Asla pes etmeyin ve konuşmaktan korkmayın.” İlk adımı atmak, sorunu kabul etmek ve bir uzmana başvurmak işin yarısını çözmek demektir. Unutmayın, cinsellik sadece fiziksel bir eylem değil, ruhların birleştiği, sevginin ve güvenin en saf haliyle paylaşıldığı özel bir alandır. Bu alanı korkulara teslim etmeyin.

Sıkça Sorulan Sorular

  • Cinsel tiksinti bozukluğu kendiliğinden geçer mi? Hayır, cinsel tiksinti bozukluğu genellikle köklü psikolojik nedenlere veya geçmiş travmalara dayandığı için kendiliğinden geçmez. Profesyonel bir psikoterapi veya cinsel terapi desteği alınması şarttır.
  • Bu rahatsızlık sadece kadınlarda mı görülür? Hayır, yaygın inanışın aksine cinsel tiksinti bozukluğu erkeklerde de görülebilir. Ancak toplumsal baskılar ve erkeklerin bu durumu gizleme eğilimi nedeniyle erkek vakalar daha az rapor edilmektedir.
  • Cinsel terapi ne kadar sürer? Tedavi süresi, sorunun kaynağına, travmanın derinliğine ve çiftin tedaviye olan uyumuna göre değişir. Genellikle 8 ila 20 seans arasında değişen bir süreçte çok ciddi ve kalıcı iyileşmeler sağlanır.
  • Partnerim benden tiksiniyorsa beni sevmiyor demektir? Kesinlikle hayır. Cinsel tiksinti bozukluğu, partnerinize olan sevginizle veya onun size olan aşkıyla ilgili değildir. Bu, kişinin cinsellik kavramının kendisine karşı geliştirdiği istemsiz bir savunma mekanizmasıdır.

Özgür Haberci

Cinsel Tiksinti Bozukluğu Nedir?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Özgür Haberci ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!